11:45 - Cuma Nisan 25, 2014

Güneşin en güzel battığı yer Gölyazı – Galeri

Bursa-İzmir karayolu üzerinde, antik çağlardaki adı Apolyont olan Uluabat Gölü kıyısında küçük bir yarımada Gölyazı.

Güneşin en güzel battığı yer Gölyazı

Güneşin en güzel battığı yer Gölyazı

200 yıllık Rum evleri, koruma altındaki kuşlar ve 733 yaşındaki anıt ağaç “Ağlayan Çınar” Gölyazı’yı görülesi kılan özelliklerden yalnızca birkaçı. Mübadele köyü Bu güzel yarımadanın girişinde sizi solda 12. yüzyıldan kalma küçük bir kilise karşılıyor.

Hemen ötede yarımadanın ucunda da, köprüsüyle karaya sıkı sıkı tutunmuş Gölyazı Köyü. Eski bir Rum köyü olan Gölyazı’da o dönemden kalma evlerle yeni betonarme binalar iç içe. Bir zamanlar köyü çevreleyen surlar ise yıkılmış ya da evlere duvar olmuş. Uluabat Gölü antikçağda Apolyont Gölü olarak anılıyordu. Işık tanrısı Apollon, gölün içindeki adaların ve kentin koruyucusu kabul ediliyordu.
Apollon Tapınağı’nın kalıntılarını hâlâ görmek mümkün. Gölyazı uzun yıllar Bizans İmparatorluğu’nda sakin bir hayat sürdükten sonra Osmanlı akıncılarına direnemeyip Prusa (Bursa) ve Apamea’dan (Mudanya) kaçanların toplandığı bir merkez olmuş. Dolaşırken Roma ve Bizans dönemlerinden kalmış birçok sur-kale kalıntısıyla karşılaşıyorsunuz. Tonlarca ağırlıktaki kesme taşlar, eski kalenin duvarları, kemerli surlar geçmişi haykırıyor. Aya Konstantin Kilisesi ve antik tiyatro da köyün tarihi değerleri arasında. Cumhuriyet öncesinde Gölyazı halkının yüzde 90’ı Rum, yüzde 10’u Müslüman’mış. Mübadele yıllarında Selanikli Türkler gelip yerleşmiş köye.

Kışın ada oluyor
Köyün bulunduğu adanın çevresi yaklaşık 4 kilometre uzunlukta ve ada kıyıdan merkeze doğru höyük şeklinde yükseliyor. Bu yüzden sokaklar eğimli ve hepsi de göle çıkıyor. Ada, mevsimsel su seviyesi farklılıklarıyla dönem dönem çehre değiştiriyor. Yazın ve sonbaharda göl kıyısında köklerini serinleten ağaçlar, kışın suyun yükselmesiyle yarıya kadar suya gömülüyor. Köprünün ayakları da tamamen sular altında kalıyor ve böylece köy, kışın ada haline geliyor.

Gölyazı’nın da içinde bulunduğu kuzey kıyısının yakınlarında irili ufaklı adalar var. En büyüğü Halil Bey Adası. Apolyont’a en yakın olan ise Kız Adası. Gölde sular çekilince görülen Kız Adası’ndaki taş kalıntıların Apollon Tapınağı’na ait olduğu sanılıyor.

Balığa çıkın, zeytin toplayın
Köylülerin yüzde 80’i balıkçı. Eskiden balıkçılıkla ve özellikle kerevitle geçiniyorlarmış ama kanalizasyon ve çevredeki fabrikaların atıklarıyla kirlenen göl eskisi kadar bereketli değil.
Gölden en çok kızılkanat, tahta balığı, uskufya, sümüklü, çatak gibi balıklar çıkıyor.
Gölyazı diğer balıkçı köylerinden farklı: Kıyıya yanaşan hemen her kayıkta, hatta küreğin başında bir kadın var. Gölyazı kadınları sokak aralarında ağ örüyor, kıyıda eşiyle birlikte ağları, tekneyi onarıyor. Halkın diğer önemli geçim kaynağı zeytincilik.
Kasımda giderseniz zeytin hasadının telaşına tanık olabilirsiniz.

Kuşları seyredin
Kuşların göç yolu üzerindeki gölün, Manyas Kuş Cenneti Milli Parkı ile bir bütün oluşturduğu söyleniyor. Çevresindeki bu kuş zenginliği nedeniyle 1994’te Uluslararası Ramsar Sözleşmesi ile koruma altına alınmış. Gölde, pelikanlara, kuğulara, yeşilbaşlı ördeklere rastlıyoruz. Ancak yoğun avcılık bu doğal güzelliğin en büyük tehdidi.
Gölyazı adasına Zambak Tepe’den bakınca köy ile irili ufaklı adalar ve hepsini içinde saklayan göl bir başka güzel görünüyor.
Bu tepede bulunan Roma devrinden kalma tiyatro tahrip olmuş. Kıyıdaki Simitçi Kale ise kentin eski görkemine dair önemli bir ipucu.

Gölyazı Resimleri

Gölyazı Resimleri

Gölyazı Resimleri

Gölyazı Resimleri

Gölyazı Resimleri

Gölyazı Resimleri

Gölyazı Resimleri

Gölyazı Resimleri

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar
Filed in: Gezi Rehberi

No comments yet.

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.